Özofagus (Yemek Borusu) Kanseri Hakkında Merak Edilenler
- Doç.Dr.Mutlu Ünver
- 24 Ağu 2025
- 5 dakikada okunur

Özofagus (yemek borusu), ağız boşluğunu yutağa (farinks) bağlayarak diyaframdaki mide kapakçığına kadar uzanan, ortalama 25–30 cm uzunluğunda kas yapısında bir borudur. Yutulan yiyecek ve içecekler, peristaltik adı verilen kas hareketleri sayesinde mideye taşınır. Yemek borusunun alt ucunda bulunan sfinkter ise mide içeriğinin yukarıya kaçmasını engelleyen bir kapakçık görevi görür. Bu mekanizma, sağlıklı bir sindirim süreci için oldukça önemlidir.
Özofagus (yemek borusu) kanseri, erkeklerde kadınlara oranla 2–5 kat daha sık görülür. Dünyada en sık rastlanan sekizinci kanser türü olup, ölüm oranları açısından tüm kanserler arasında altıncı sırada yer alır. Türkiye’de ise her yıl yaklaşık 4–5 bin yeni özofagus kanseri vakası bildirilmektedir.
Özofagus (Yemek Borusu) Nedir? Yemek Borusunun Vücuttaki Önemi
Özofagus (yemek borusu), yutak ile mide arasında yer alan ve yaklaşık 25–30 cm uzunluğunda olan kaslı bir kanaldır. Boyun (servikal), göğüs boşluğu (torakal) ve karın (abdominal) olmak üzere üç ana bölümü bulunur. Dışını kaplayan mukozayla birlikte kalın bir tüp şeklindedir ve ağızdan alınan besinleri dalga benzeri kas hareketleriyle mideye taşır.
Yemek borusunun en önemli yapılarından biri, alt özofagus sfinkteridir. Bu kas halkası mide asidinin yukarıya kaçmasını önleyerek reflüye bağlı yanma ve tahrişi engeller. Böylece özofagus yalnızca besinleri mideye ulaştırmakla kalmaz, aynı zamanda sindirim sisteminin sağlıklı çalışmasında da kritik bir rol üstlenir.
Özofagus (Yemek Borusu) Hastalıkları ve Kanserle İlişkisi
Özofagus hastalıkları arasında bazı durumlar, kanser riskini ciddi şekilde artırır. Kronik gastroözofageal reflü hastalığı (GERD), uzun süreli asit ve safra kaçakları nedeniyle yemek borusunda Barrett metaplazisine yol açabilir. Bu tablo, özellikle adenokarsinom gelişimi açısından önemlidir. Ayrıca Barrett özofagus kanseri belirtileri arasında uzun süren mide yanması, yutma güçlüğü, göğüs ağrısı ve kronik öksürük sayılabilir.
Akalazya (özofagusun hareket bozukluğu) olan hastalarda kanser riski normalden yaklaşık 30 kat fazladır. Korozif madde yutulmasıyla oluşan derin özofagus yanıkları da riski dramatik biçimde yükseltir; bu kişilerde kanser görülme ihtimali normalin 1000 katına kadar çıkar.
Sigara ve yoğun alkol tüketimi, tek başına bile özofagus kanseri riskini artırırken birlikte kullanıldığında bu risk katlanarak çok daha yüksek seviyelere ulaşır. Örneğin, sigara ve alkolü birlikte kullananlarda risk, tek başına kullananlara kıyasla yaklaşık 100 kat fazladır. Ayrıca aşırı sıcak içecek tüketimi, obezite ve yetersiz sebze-meyve alımı da önemli risk faktörleri arasında yer alır.
Özofagus (Yemek Borusu) Kanseri Nasıl Ortaya Çıkar?
Özofagus kanseri; hücre tipine ve köken aldığı bölgeye göre iki ana grupta incelenir: Skuamöz hücreli karsinom ve adenokarsinom. Skuamöz hücreli kanser genellikle yemek borusunun üst ve orta kısımlarında ortaya çıkarken, adenokarsinom daha çok alt bölümde, mide girişine yakın bölgede gelişir. Bu nedenle hastalar arasında farklı türlerde özofagus tümörü veya yemek borusu tümörü görülebilir.
Gelişmiş ülkelerde adenokarsinom sıklığı giderek artarken, gelişmekte olan bölgelerde skuamöz hücreli tip daha yaygın şekilde görülmektedir. Burada risk faktörleri belirleyici rol oynar: Uzun süreli reflü ve Barrett özofagusu adenokarsinom gelişimini kolaylaştırırken, sigara ve alkol tüketimi daha çok skuamöz hücreli kanser ile ilişkilidir.
Aşağıdaki tabloda farklı evrelerdeki özofagus kanseri için 5 yıllık sağkalım oranları verilmiştir (Amerika Birleşik Devletleri verileri):
Hastalığın Yayılım Düzeyi | 5 Yıllık Sağkalım Oranı |
Lokalize (sınırlı, sadece yemek borusunda) | %49 |
Bölgesel (yakın lenf bezleri/komşu dokulara yayılmış) | %28 |
Uzak (metastatik, uzak organlara sıçramış) | %5 |
Tüm evreler ortalama | %22 |
Kanserin evresi ilerledikçe sağkalım oranı düşer. Erken evrede tanı konan hastalarda tedavi başarısı yüksek olurken, ileri evrelerde tedavi seçenekleri kısıtlanır. Ayrıca tümörün tipi, bulunduğu bölge, hastanın yaşı ve genel sağlık durumu da prognoz üzerinde doğrudan etkilidir.
Özofagus (Yemek Borusu) Kanseri Ameliyatı ve Cerrahi Yöntemler

Özofagus kanseri ameliyatı, hastalıkta en etkili tedavi seçeneği olarak kabul edilir. Bu operasyona “özofajektomi” adı verilir ve işlem sırasında kanserli yemek borusu bölümü çıkarılır. Daha sonra kalan dokular ile mide veya ince bağırsak arasında yeni bir yemek borusu bağlantısı oluşturulur. Genellikle mide tüpü yukarı çekilerek veya bağırsaktan alınan bir segment kullanılarak sindirim yolu yeniden kurulur.
Erken evredeki çok küçük tümörlerde, klasik cerrahiye gerek kalmadan endoskopik yöntemler (örneğin EMR veya ESD) ile tümör dokusu ağızdan girilerek çıkarılabilir. Bu sayede erken dönemde tanı alan hastalarda iyileşme şansı oldukça yüksektir.
Cerrahi tedavide farklı yaklaşımlar vardır. Günümüzde kapalı (laparoskopik veya robotik) yöntemler öne çıkmaktadır. Özofagus ve mide cerrahisi kapsamında yapılan ameliyatların yaklaşık %80–90’ı kapalı yöntemle gerçekleştirilir. Karın bölgesinden üç, göğüs bölgesinden ise bir küçük kesi açılarak yapılan bu teknik, kanama riskini ve ameliyat sonrası ağrıyı azaltır, iyileşme süresini de kısaltır.
Geleneksel açık cerrahi ise göğüs (torakotomi) ve/veya karın bölgesinde geniş kesiler açılarak yapılır. Özellikle ileri evre hastalarda cerrahiye ek olarak kemoterapi ve radyoterapi de tedaviye dahil edilebilir.
Özofagus (Yemek Borusu) ve Mide Cerrahisinin Yaşam Kalitesine Etkisi
Özofagus ve mide cerrahisi sonrasında hastaların yaşam kalitesi bir süre etkilenebilir. Ameliyat sonrası dönemde en sık görülen şikâyetler arasında yutma güçlüğü, mide yanması (reflü), iştahsızlık ve kilo kaybı bulunur. Cerrahiyle sindirim yolunda yapılan değişiklikler nedeniyle hastalara genellikle küçük porsiyonlarla sık aralıklarla beslenmeleri önerilir. Bu süreçte püre, çorba gibi yumuşak kıvamlı ve kolay sindirilebilen, aynı zamanda yüksek kalorili besinler tercih edilmelidir. Ağır yemekler, kızartmalar ve baharatlı yiyeceklerden uzak durmak, yemekleri yavaş yemek ve iyi çiğnemek önemlidir.
Bazı hastalarda, “dumping sendromu” olarak adlandırılan yemekten hemen sonra terleme veya çarpıntı görülebilir. Böyle durumlarda tatlılardan kaçınmak ve protein ağırlıklı beslenmek faydalı olur.
Minimal invaziv cerrahi tekniklerin uygulanması, ameliyat sonrası ağrıların azalmasını ve hastaların daha hızlı şekilde günlük yaşantıya dönmesini sağlar. Uzun vadede ise, kanserin kontrol altına alınması hem yaşam süresini uzatır hem de ameliyat sonrası yaşam kalitesini artırır. Araştırmalar, erken evrede ameliyat edilen hastalarda sağkalım süresinin anlamlı ölçüde uzadığını ortaya koymaktadır.
Her hasta farklı bir süreç yaşadığı için bu dönemde psikolojik destek, rehabilitasyon ve beslenme danışmanlığı almak da yaşam kalitesini korumada büyük önem taşır.
Özofagus (Yemek Borusu) Kanseri Hastalarının Yorumları ve Deneyimleri
Hastaların paylaştığı deneyimler genellikle tedavi sürecindeki zorluklar ve umut verici gelişimler etrafında şekillenir. Örneğin, bir hasta ameliyat sonrası dönemi şöyle anlatıyor: “İlk birkaç hafta çok güçtü; sıvı ve püre kıvamında gıdalarla beslendim. Yutkunmak özellikle ilk zamanlar çok zordu ama doktorumun önerdiği egzersizler ve yavaş beslenme ile zamanla alıştım.”
Başka bir hasta ise tedavinin ardından “Beklediğimden daha hızlı toparlandım. İlk başta endişelerim vardı ancak ailemin desteğiyle beslenme programıma uydum ve eski sağlığıma kavuştum” diyor.
Bazı kanser hastaları, “Ameliyattan sonra göğsümde hafif ağrı oluyor ve ara sıra reflü hissediyorum, ama genel olarak eskisinden çok daha iyiyim” gibi geri bildirimler veriyor.
Genel olarak yorumlar, erken tanı ve tedaviyle yaşam süresinde uzama sağlanabildiği; ameliyat sonrası beslenme değişikliklerine uyum sağlandıkça yaşam kalitesinin kabul edilebilir düzeye geldiği yönündedir.
Sonuç
Özofagus kanseri (yemek borusu kanseri), yemek borusundaki hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla ortaya çıkan ciddi bir hastalıktır. En önemli risk faktörleri arasında sigara, alkol, kronik reflü (Barrett), obezite ve sağlıksız beslenme alışkanlıkları yer alır. Hastalık çoğu zaman belirti vermeden ilerlediği için erken tanı zordur; ancak erken evrede teşhis edildiğinde özofagus kanseri tedavisi çok daha başarılı olur ve yaşam süresi uzar.
Günümüzde temel tedavi yöntemi özofajektomi (özofagus kanseri ameliyatı) olup, çoğunlukla laparoskopik (kapalı) tekniklerle uygulanır. Ameliyat sonrası düzenli doktor takibi ve uygun diyet değişiklikleri ile birçok hasta sağlığına kavuşarak normal yaşamına dönebilmektedir.








