top of page

Nöroendokrin Tümör Nedir?

Güncelleme tarihi: 3 gün önce

Doç. Dr. Mutlu Ünver - İzmir


Nöroendokrin tümörler (NET'ler), vücutta hormon salgılayan hücrelerle sinir hücrelerinin birleşim bölgelerinde bulunur ve hormonların salgılanmasını sinirsel uyarılarla sağlayan hücrelerdir. Bu tür hücreler vücudun her yerinde bulunduğu için, NET'ler vücuttaki herhangi bir organdan kaynaklanabilir. En sık sindirim sistemi, pankreas ve akciğer kökenli NET'lerdir.


İçindekiler:

Son 30 yılda NET'lerin sıklığı yaklaşık 5 kat artmıştır. Artışın bir kısmı tümörlerin tomografi, emar ve PET-CT gibi yöntemlerle daha iyi tespit edilmesine bağlanırken, diğer bir kısmı gerçek tümör artışına bağlı olabilir. Yine de NET'ler, diğer kanser türlerine göre daha az sıklıkta görülen kanserlerdir. Ancak hastalar daha uzun süre yaşadığı için toplumda NET'li hastaların sayısında bir artış gözlenmektedir.


NET'lerin önemli bir kısmı iyi huylu ve metastaz yapmayan türdedir. Bazıları ise metastaz yapabilir, ancak genellikle çok yavaş seyirli olurlar. Klasik kanserlerin aksine, çoğunluğu yavaş seyirli olduğundan, özellikle ince barsaktan kaynaklanan NET'ler için "karsinoid tümör" terimi kullanılır.


Bununla birlikte, bazı NET'ler klasik kanserler gibi agresif bir seyir gösterebilirler. NET'lerin seyrini belirlemede biyopsi materyalinin patolojik incelemesi büyük önem taşır. Patolojik incelemede, tümörün grade'i (kanser hücresinin normal hücrelerden farklılık derecesi), hücrelerin bölünme (mitoz) hızı, ölü doku (nekroz) varlığı ve hücrelerin bölünme hızını gösteren Ki-67 proteininin miktarına bakarak NET'ler iyi, orta ve kötü derecelendirilir. 


Buna göre, iyi derecelendirilmiş NET'ler en yavaş seyir gösterirken, kötü derecelendirilmiş olanlar ise en agresif seyri gösterebilir.


Doç.Dr. Mutlu Ünver'in bu konudaki çalışmaları ve bilgileri oldukça önemlidir ve hastaların tedavisinde büyük katkı sağlayabilir.



Nöroendokrin Tümörün (NET'lerin) Belirtileri Nelerdir?


Nöroendokrin tümörlerin çoğu hormon salgılamaz ve belirtiler göstermez. Bu tür tümörler, hastanın başka sağlık sorunları nedeniyle yapılan ultrason, tomografi ve emar gibi incelemelerde tesadüfen tespit edilir ve iğne biyopsisi ile NET teşhisi konulur. 


Ancak, NET'ler bazı hastalarda hormon salgılayabilir ve salgılanan hormon türüne göre çeşitli belirtilere yol açabilir. Örneğin, pankreasta insülin salgılayan bir NET (insülinoma) kan şekerinde ani düşmelere ve bayılmalara neden olabilir.


Midede asit salgısını artıran "gastrin" hormonunu salgılayan bir NET ise (Zollinger-Ellison Sendromu), mide ve barsakta çok sayıda ülser oluşturabilir ve buna bağlı karın ağrısı ve mide kanamalarına neden olabilir. 


Serotonin hormonu salgılayan NET ise hastada yüz kızarması, ishal, tansiyon yükselmesi, çarpıntı ve aritmi ataklarına sebep olabilir. Bu tür belirtileri olan hastalarda da yine ultrason, tomografi ve emar gibi incelemeler yapılır ve saptanan kitlelerden iğne biyopsisi yapılarak NET teşhisi konabilir. 

 

Biyopsi, NET'lerde sadece teşhis koymakla kalmaz, aynı zamanda grade, mitoz hızı, nekroz ve Ki-67 gibi faktörlere bakarak tümörün yayılma hızı konusunda da fikir verir ve tedaviyi yönlendirir.


Bazı durumlarda, NET'ler aynı hastada hatta aynı kitle içinde hem yavaş seyirli hem de agresif tümör alanları içerebilir (tümör heterojenitesi). Bu durumda, hastadaki tümörler genel olarak küçülürken bazı tümörlerin büyüdüğü veya aynı tümörün bir kısmının uygulanan tedaviyle küçülürken diğer kısmının büyüdüğü gözlenebilir.


Bu tür durumlarda, büyüyen kısımlara yeniden iğne biyopsisi yaparak tümörü incelemek gerekebilir. Bu, tedavi sürecini değerlendirmek ve uygun tedavi stratejilerini belirlemek için önemli bir adımdır.


İzmir en iyi kanser cerrahı Doç.Dr.Mutlu Ünver

Nöroendokrin Tümörün (NET'lerin) Evrelemesi


NET'lerin evrelemesinde en yararlı yöntemler iğne biyopsisi ve görüntüleme bulgularıdır. Biyopsi ile, NET'in iyi, orta ve kötü diferansiye formları ayrıştırılırken, tomografi, emar ve PET-CT gibi görüntüleme teknikleriyle tümörün yaygınlığı değerlendirilir. NET'ler, bazen tek bir organda (örneğin, tiroid, mide, barsak, pankreas) bulunabilirler. 


Ancak, özellikle kötü diferansiye NET'lerin çoğu tanı anında, özellikle karaciğer olmak üzere uzak organlara yayılmış durumdadırlar. Tümör yaygınlığını değerlendirmede kullanılan klasik yöntemler tomografi ve emardır. 


Klasik PET-CT (FDG PET), iyi ve orta diferansiye NET'leri iyi göstermez; ancak kötü diferansiye yani agresif seyirli NET'leri göstermede oldukça başarılıdır. İyi-orta diferansiye NET'leri göstermede günümüzde en başarılı yöntem gallium 68 PET-CT'dir. 


Bu yöntemde, NET hücrelerinin yüzeylerinde bulunan somatostatin reseptörleri hem tanı hem de tedavi için kullanılır. Ga-68 DOTATATE isimli bir protein bu reseptörlere bağlanarak PET-CT'de tümörleri görünür hale getirir. Bu yöntemle, tomografi, emar ve klasik PET-CT'de görülemeyen NET metastazları da saptanabilir. 


Gallium 68 yerine, yüksek dozda radyasyon veren Lutesyum 177 isimli bir radyoizotop verilirse, bu madde NET hücrelerindeki reseptörlere yapışarak onları tahrip de edebilir (Lutesyum DOTATATE tedavisi). Bu yöntemlerle elde edilen bilgiler, tümörün evresini belirlemede ve uygun tedavi seçeneklerini değerlendirmede büyük önem taşır.



İzmir En iyi Genel Cerrah Doç.Dr.Mutlu Ünver

Nöroendokrin Tümörler (NET'ler) Nasıl Tedavi Edilir?


Biyopsi ve görüntüleme yöntemleriyle NET'in diferansiyasyonu ve yaygınlığı değerlendirildikten sonra tedaviye geçilir. Nadiren, tümör tek bir organda bulunabilir ve bu durumda cerrahi operasyon ya da perkütan ablasyon uygulanarak tümör ortadan kaldırılabilir. Perkütan ablasyon, minimal invaziv olması, tekrarlanabilmesi ve düşük riski nedeniyle özellikle bazı hastalarda tercih edilebilir.


NET'li hastaların çoğunda tanı anında, özellikle karaciğer olmak üzere uzak organlara metastaz bulunmaktadır. Bu hastalarda öncelikle ilaç tedavileri başlanır; orta-kötü diferansiye NET'lerde ocreotide ve lanreotide gibi somatostatin reseptör analogları verilebilir. 


İyi-orta diferansiye NET'lerde ise önce Ga-68 PET-CT çekilerek tümör hücrelerinde somatostatin reseptörlerinin miktarı araştırılır. Ga-68 PET'te yoğun tutulum varsa (reseptör fazla demektir) Lutesyum DOTATATE verilerek hedefe yönelik bir tedavi uygulanır. Bu tedavide yüksek dozda radyasyon içeren Lutesyum 177 izotopu, NET hücrelerinde bulunan somatostatin reseptörlerine yapışır ve radyasyonla tümör hücresini tahrip eder. 


Bu tedaviyi atardamar yoluyla doğrudan tümöre uygulayarak (İntraarteryel lutesyum), tedavinin etkinliğini daha da artırmak mümkündür. Bu yöntemlerle belirlenen tedavi planları, hastanın durumu ve tümörün özelliklerine göre kişiselleştirilir ve hastanın en iyi sonuçları almasına yardımcı olur.


Nöroendokrin Tümörlerin Karaciğer Metastazlarında Yeni Tedaviler


NET hastalarının %90'ından fazlasında, hastalığın herhangi bir aşamasında karaciğer metastazları gelişir. Metastazlar sadece karaciğerde olabileceği gibi, karaciğerle beraber başka organlarda da görülebilir.


Ancak her durumda, karaciğer metastazlarının daha agresif bir şekilde tedavi edilmesi önemlidir çünkü sağkalımı etkileyen en önemli faktörlerden birisi karaciğer metastazlarının durumudur.


Metastazları sadece karaciğerde olan ya da ağırlıklı olarak karaciğerde olan NET hastalarında, öncelikle kemoterapi ya da Lutesyum tedavisi uygulanır. Lutesyum tedavisinin karaciğer atardamarından verilmesi tedavi etkinliğini artırabilir.


Ayrıca metastazlar sayıca az ise radyofrekans, mikrodalga ve kriyoablasyon gibi perkütan ablasyon yöntemleri tercih edilebilir. Perkütan ablasyon, bazı durumlarda metastazlarla birlikte primer tümörlere de uygulanabilir.


İzmir En İyi Kanser Cerrahı Doç.Dr.Mutlu Ünver

Bu alandaki yeni tedaviler ve yaklaşımlar sürekli olarak araştırılmaktadır. Yenilikçi ilaçlar, immünoterapi ve hedefe yönelik tedaviler gibi yöntemler, karaciğer metastazlarının tedavisinde gelecekte daha etkili seçenekler sunabilir.


Hastanın durumu, tümörün özellikleri ve yaygınlığı dikkate alınarak en uygun tedavi planının belirlenmesi önemlidir. Tedavi sürecinde multidisipliner bir yaklaşım, hastaların en iyi sonuçları elde etmelerini sağlayabilir.


Nöroendokrin Tümörlerin Karaciğer Metastazlarında Alternatif Tedaviler


Tedavilere uygun olmayan ya da yeterince yanıt vermeyen hastalarda, düz (bland) embolizasyon, radyoembolizasyon ve kemoembolizasyon gibi transarteryel tedaviler uygulanabilir. Transarteryel (atardamardan uygulanan) tedaviler NET metastazlarında oldukça etkilidir ve şu şekilde çalışırlar:


  • Karaciğerin normal dokusu ile tümör dokusu ayrı atardamarlardan beslenir. NET'lerin beslenmesi için kullanılan hepatik arter, normal dokuları %30 oranında beslerken NET'leri %99 oranında besler. Bu nedenle, hepatik arterden yapılan transarteryel tedaviler normal dokuya fazla zarar vermeden doğrudan NET hücrelerini hedefler.

  • NET kitleleri damardan zengin (hipervasküler) yapıdadır ve transarteryel tedavilerde enjekte edilen tanecikleri kendilerine çekerler. Bu sayede tanecikler diğer dokulara göre daha fazla oranda NET kitlelerine gider ve tümörlere daha fazla etki gösterirler.


NET'in karaciğer metastazlarında en çok kullanılan yöntem kemoembolizasyondur. Bu yöntemde, doksorübüsin adlı kemoterapi ilacı ya ilaç salınımlı taneciklere (Drug Eluting Beads) yüklenir ya da tümör hücreleri tarafından tutulan lipiodol isimli bir madde ile karıştırılır ve hepatik arterden tümörleri besleyen damarlara verilir.


Bu yöntemle hem besleyici damarlar tıkanarak tümörler kansızlaştırılır hem de doksorübüsin ilacı günlerce tümörlerin içine salınmış olur. NET'lerde her iki kemoembolizasyon yöntemi de başarıyla kullanılmıştır. Düz (ilaçsız) embolizasyon da bu hasta grubunda uygulanmış ve özellikle 100 mikrondan küçük tanecikler kullanıldığında kemoembolizasyon kadar etkili olduğu ve yan etkilerinin minimal olduğu bazı çalışmalarda bildirilmiştir.


NET'in karaciğer metastazlarında etkili bir diğer yöntem ise radyoembolizasyondur (TARE ya da SIRT). Bu yöntemde, Yttrium 90 adlı radyoaktif izotop 50 mikron çaplı özel taneciklere yüklenir ve hepatik arterden tümörü besleyen damarlara enjekte edilir. Böylece, sağlam karaciğer ve çevredeki organlar korunarak klasik radyoterapiye göre çok daha yüksek bir radyasyon dozu tümörlere verilebilir. Radyoembolizasyonun, NET karaciğer metastazlarında etkili ve emniyetli olduğu birçok çalışmada gösterilmiştir.


Minimal invaziv tedaviler, bazı durumlarda tam kür sağlayabilirken, bazı durumlarda hastanın yaşam süresini ve kalitesini artırabilir. Bu hastalarda hangi aşamada hangi tedavinin uygulanacağı deneyimli bir ekip tarafından belirlenmelidir.


Nöroendokrin Tümörler (NET'ler) Hakkında Sık Sorulan Sorular

 

Nöroendokrin Tümör Yaşam Süresi 


Nöroendokrin tümörler genellikle yavaş büyür ve yayılım göstermezler. Tedaviye yanıt ve tümörün tipine bağlı olarak, hastaların çoğu normal ömürlerini sürdürebilir. Ancak, bu durum bireysel faktörlere ve tedaviye verilen yanıtlara göre değişebilir.


Bu tür tümörlerin prognozu genellikle erken tanı ve tedavi ile iyileştirilebilir, ancak bazı durumlarda tümörün büyüklüğü ve yayılımı, yaşam süresini etkileyebilir. Bu nedenle, tedavi planı ve prognoz hastanın özel durumu göz önünde bulundurularak belirlenmelidir.


Pankreas nöroendokrin Tümör Yaşam Süresi


Pankreas nöroendokrin tümörlerin yaşam süresi, bir dizi faktöre bağlıdır ve genellikle hastanın tümörün tipi, büyüklüğü, yayılma derecesi ve tedaviye verdiği yanıtlar gibi faktörlere bağlıdır. Erken tanı ve uygun tedavi ile birlikte, bazı vakalarda hastalar normal ömürlerini sürdürebilirken, diğer durumlarda ise bu süre daha kısa olabilir. Patolojik inceleme, tümörün kanser olup olmadığını belirlemede kritik bir rol oynar ve tedavi sürecinin belirlenmesinde önemli bir adımdır.


Ancak, genel olarak bu tür tümörlerin yaşam süresi kişisel faktörlere, hastalığın evresine ve tedaviye verilen yanıtlara bağlı olarak değişebilir. Bu nedenle, hastanın durumu dikkate alınarak, tedavi planı ve prognoz uzman doktorlar tarafından değerlendirilmelidir.


Nökroendokrin Tümör iyi huylu mu?


Nöroendokrin tümörler hem iyi huylu (benign) hem de kötü huylu (kanserli veya malign) olabilir. Bazı nöroendokrin tümörler iyi huylu karakteristik gösterir ve yayılma eğilimi göstermezler. Bu tür tümörler genellikle daha az agresif ve yavaş büyürler.


Ancak, bazı nöroendokrin tümörler kanserli olabilir ve yayılma potansiyeline sahip olabilirler.

Tanı ve tedavi sürecinde, tümörün huylu veya kanserli olup olmadığını belirlemek için patolojik inceleme ve diğer tıbbi testler gerekebilir. Bu nedenle, herhangi bir nöroendokrin tümörün iyi huylu veya kötü huylu olduğu, spesifik duruma ve tümörün özelliklerine bağlı olarak değişebilir.


Nöroendokrin Tümör Kanser midir?


Nöroendokrin tümörler hem iyi huylu (benign) hem de kötü huylu (kanserli veya malign) olabilir. Bazı nöroendokrin tümörler iyi huylu karakteristik gösterir ve yayılma eğilimi göstermezler. Bu durumda, tümör kanser değildir.


Ancak, bazı nöroendokrin tümörler kanserli olabilir ve vücutta yayılma potansiyeline sahip olabilirler. Tümörün kanserli olup olmadığını belirlemek için genellikle patolojik inceleme ve diğer tıbbi testler gereklidir. Bu nedenle, nöroendokrin tümörlerin kanser olup olmadığı spesifik duruma, tümörün özelliklerine ve hastanın durumuna bağlı olarak değişebilir.


Nöroendokrin Tümörler En Sık Nereye Yerleşir?


Nöroendokrin tümörler vücutta çeşitli bölgelere yerleşebilir, ancak genellikle en sık pankreas, bağırsaklar (özellikle ince bağırsaklar), akciğerler, mide, böbrekler ve hormonal bezler gibi organlarda bulunurlar. Bu tümörler endokrin sistemde bulunan hücrelerden kaynaklanır ve bu nedenle hormon üreten bezlerde veya dokularda gelişebilirler.


Bununla birlikte, nöroendokrin tümörler vücudun farklı bölgelerinde ortaya çıkabilir ve belirli bir organda bulunma eğiliminde olabilirler. Bu tür tümörlerin yerleştiği yer, hastalığın semptomları ve tedavi seçenekleri açısından önemli olabilir.


Nöroendokrin Tümörler

290 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör
bottom of page